MODERN ÇAĞ HASTALIKLARI
OTOİMMUN HASTALIKLAR
Temel Nedenler ve Doğal Tedavi Yöntemleri
Otoimmün hastalıklar, vücudun bağışıklık sisteminin kendi sağlıklı hücrelerine karşı saldırdığı durumları ifade eder. Normalde bağışıklık sistemi, enfeksiyonlarla ve hastalıklarla savaşmak için tasarlanmıştır. Ancak bazı durumlarda, bu sistem "ben" ve "yabancı" arasında ayrım yapamaz ve bu da dengesiz çalışarak sağlıklı dokulara zarar vermesine neden olur.
Otoimmün hastalıklar genellikle kronik bir seyir izler ve tedavi yöntemleri çoğunlukla semptomları yönetmeye yöneliktir. Bu hastalıklar 3 temel nedene dayanmaktadır.
1. Genetik Faktörler
Otoimmün hastalıkların gelişiminde genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. Aile bireylerinde otoimmün hastalık öyküsü olan kişilerin, bu tür hastalıklara yakalanma olasılığı daha yüksektir. Genetik faktörler, bireylerin bağışıklık yanıtlarını etkileyen çeşitli genetik varyantları içerir. Örneğin, lupus ve romatoid artrit gibi hastalıklarda belirli genetik markerler tespit edilmiştir.
Ayrıca, bazı genetik belirteçler hem hastalığın başlamasında hem de ilerlemesinde etkili olabilir. Genetik yatkınlık, çevresel etkenler ve yaşam tarzı ile bir araya geldiğinde otoimmün hastalıkların patogenezini oluşturur.
2. Bağırsak Geçirgenliğinin Bozulması
Bağışıklık hücrelerinin %70’ini barındıran bağırsaklarımızın sağlığı, genel bağışıklık fonksiyonu üzerinde büyük etkiye sahiptir. Bağırsakların geçirgenliğinin artması (sızdıran bağırsak sendromu), zararlı maddelerin kana sızmasına yol açar. Bu durum, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi ile sonuçlanarak otoimmün hastalıkların gelişimini tetikleyebilir.
Otoimmün hastalıkların tedavisinde bağırsak sağlığına dikkat edildiği takdirde bağışıklık sistemi dengelenebilmektedir. Sağlıklı bir bağırsak florası, bağışıklık sisteminin tekrar düzgün çalışmasını sağlayarak otoimmün hastalıkların seyrini olumlu yönde etkileyebilir.
3. Çevresel Faktörler (Tetikleyiciler)
Çevresel faktörler, otoimmün hastalıkların ortaya çıkışında kritik öneme sahiptir. Bunlar arasında stres, enfeksiyonlar, kimyasallar, tütün kullanımı ve hormonel değişiklikler yer alır. Özellikle enfeksiyonlar, bağışıklık sistemini etkileyerek otoimmün yanıtın tetiklenmesine neden olabilir. Örneğin, Streptococcus bakterileri romatizmal ateşe, bazı viral enfeksiyonlar ise lupus hastalığına yol açabilir. Ya da yaşamınızı etkileyen olumlu/olumsuz durumlar da (gebelik, taşınma, depresif ve kaygılı yaşam vs) bu hastalıkları tetikleyebilmektedir.
Çevresel tetikleyiciler, bireylerin genetik yatkınlıklarıyla birleştiğinde hastalıkların görülme olasılığını artırır. Bu durum, yaşayan toplumlarda farklı prevalans oranlarına yol açabilir. Türkiye'de ve dünya genelinde otoimmün hastalıkların yaygınlığı artarken, çevresel etkenler ve yaşam tarzı değişiklikleri de hastalıkların seyrini etkilemektedir.
Otoimmün Hastalıkların Görülme Oranları
Dünya genelinde otoimmün hastalıkların prevalansı giderek artmaktadır. Örneğin, romatoid artrit, lupus, multipl skleroz ve tiroit hastalıkları gibi çeşitli otoimmün durumlar, toplumların önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Türkiye’de de bu hastalıkların görülme oranı yüksektir ve kadınlarda erkeklere oranla daha fazla teşhis edilmektedir.
Organ ve Sistemlere Göre Otoimmün Hastalıklar
Otoimmün hastalıkların belirtileri organ ve sistemlere göre farklılık gösterir; bu nedenle tedavi yöntemleri de hastalığa özgü olarak belirlenmelidir. Genelde, bu hastalıklar için medikal tedavi önerilse de son yıllarda doğal ve destekleyici tedavi yöntemleri de önem kazanmaktadır.
Doğal ve Destekleyici Tedavi Yöntemleri
Öncelikle otoimmun hastalıkların, yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilir hastalıklar olduğunu bilmelisiniz. Yaşam şeklinizde yapacağınız birtakım değişikliklerle, yukarıda bahsettiğimiz bağırsak geçirgenliği ve çevresel tetikleyicileri olumlu etkileyerek bu hastalıkları kontrol edebilirsiniz. Temel olarak yapılması gerekenleri 4 başlıkta belirtilmiş olup bunlar:
1. Bağırsak bariyerinin onarımı
2. Metilasyon (vücut dengesi) desteği
3. Detoksifikasyon
4. Mikro besin eksikliklerini tamamlamak
1.Bağırsak Bariyer Onarımı:
Bağırsak bariyerinin onarımı ile sürekli uyarılan bağışıklık sisteminin kontrolü sağlanır. Bu durumu açık kalmış ve boşa akan bir musluğu kapatmaya benzetebiliriz. Bağışıklık sisteminin yeniden kontrolünün sağlanması ile hem sağlıklı dokulara verilen zararı durdurmuş, hem de metabolizmamıza lazım olan besin ve enerji kaybını da engellemiş oluruz.
2.Metilasyon Dengesi:
Metilasyon, hücrelerimizin çeşitli metabolik süreçlerinde önemli rol oynayan bir biyokimyasal yolak olarak tanımlanır. DNA sentezi, RNA sentezi, protein sentezi, hücre bölünmesi, hücre ölümü, hücre farklılaşması, hormon üretimi ve bağışıklık fonksiyonu gibi birçok biyolojik süreci etkiler. Otoimmun hastalıklarda bu iç denge bozularak vücutta birçok farklı sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Bunu engellemek için başlıca destekler folik asit (metilfolat), B6, B12, çinko ve magnezyum.
3. Detoksifikasyon:
Gıdalarla birlikte alınan zararlı maddelerin ve metabolizma faaliyetleri sonucu oluşan artıkların düzenli olarak vücuttan atılması gerekir. Bunun için detoks sisteminin iyi çalışması gerekir. Bunu sağlayabilmek için öncelikle alkali su tüketimi ve bağırsak düzeni sağlanarak kabız olunmamalı, antioksidan besinler ve alkali bir diyet ile bedenimizdeki metabolizma artıklarından kurtulmalıyız.
4.Mikro Besin Desteği:
Bedenimiz kendi kendini onarabilen harika bir sisteme sahiptir. Bu sistemin düzgün çalışabilmesi için de vitamin, mineral, prebiyotikler ve aminoasitler gibi birtakım hammaddelere ihtiyacı var. Otoimmun hastalıklarda bu maddelerin eksiklikleri de ön plana çıkmakta olup bunların da yerine koyulması elzemdir.
Bu kapsamda bağışıklık sistemini güçlendirmek, iltihaplanmayı azaltmak ve genel sağlığı desteklemek için bazı doğal besinler ve tedavi yöntemleri önerilebilir.
Bağışıklık Kontrolü, Bağırsak Onarımı ve Detoksifikasyon Sağlayan Doğal Destekler
• Laktoferrin: Adına bilimsel kongreler düzenlenen ve mucize protein olarak adlandırılan bir proteindir. Sağlık faydaları saymakla bitmeyecek olan bu protein vücudumuzda doğal olarak üretilmekle birlikte en çok anne sütünde bulunmaktadır. Başlıca özellikleri bakteri, mantar ve virülere karşı güçlü etkili olmakla birlikte antioksidan, bağırsak florasını destekleyici prebiyotik etkisi, mide bağırsak mukozasının onarımı, bağışıklık yanıtının güçlendirilmesi gibi pek çok özelliği bulunmaktadır.
• Glutamin: Kaslarda üretilerek kan yoluyla vücut içerisinde aktarılan ve vücutta en çok bulunan amino asit türüdür. Amino asitler proteinlerin yapı taşlarıdır. Glutaminin en önemli faydaları arasında bağırsak epitel hücreleri onarımı, orak hücre hastalığı, yanıklara iyi gelmesi ve yaraları iyileştirmesi yer alır.
• Zeytin Yaprağı (Oleuropein): Yapılan çalışmalar oleuropeinin antikanser, antiinflamatuar, antimikrobiyal özellikler gibi insan sağlığı üzerine olumlu etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Yüksek antioksidan içeriği ile bağışıklığı destekler ve iltihabı azaltır.
• Deve Dikeni (Slymarin): Deve dikeni bitkisi, içerdiği silymarin bileşiği sayesinde antioksidan ve antiinflamatur açıdan zengindir. Bunların sayesinde başta karaciğer sağlığı olmak üzere, cilt sağlığı, anne sütünü desteklemesi, diyabet tedavisinde kullanılması, idrar yollarına iyi gelmesi ve beyin fonksiyonları güçlendirmesi gibi alanlarda işe yarar.
• Kakule: Anti-inflamatuar içeriğe sahip olan kakule, ağız kokusunu önler, hıçkırığı geçirebilir, sindirim sistemini düzenleyerek şişkinlik, gaz ve kabızlığa iyi gelir, kalp sağlığını korur, diyabet riskini azaltır ve bağışıklığı güçlendirir. Kakule ayrıca stres ve kaygı gibi ruhsal problemlere karşı da etkilidir.
• Safran: Üretimin zorluğu nedeni ile dünyanın en pahalı tıbbi bitkisidir. Antidepresan etkisi en güçlü bitki olması nedeni ile önemlidir. Bununla birlikte erkeklerde sperm kalitesini arttırıcı etkisi ve erektil disfonksiyon tedavilerinde kullanılan güçlü bir bitkidir. Yapılan son araştırmalarda kalp damar sistemi ile ilgili olumlu etkilerinin olduğu da belirtilmektedir.
• Tarçın: Açlık kan şekerini düşürme, trigliseridleri azaltma, LDL (kötü) kolesterolü ve total kolesterolü düşürme gibi olumlu etkiler gösterebilir. Tüm bu etkiler diyabet hastaları ve kolesterol problemi olan kişiler için umut vericidir. Antioksidan özellikleri ile bağışıklık sistemini güçlendirir.
• Besbase: Harika bir sakinleştirici besindir. Sinirlerin yatışmasında oldukça faydalı olan besbase bu önemli özelliği sayesinde uzmanlar tarafından önerilmektedir. Ayrıca sindirim sistemini destekleyerek bağışıklık yanıtını güçlendirir.
• Kudret Narı (Momordicin): Anti-inflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip olup lif, vitamin ve mineral açısından zengin bir besin kaynağıdır. Özellikle mide bağırsak rahatsızlıklarının tedavisinde ve insülin direncinin önlenmesinde destek olarak kullanılmaktadır.
Bu şifa kaynaklarından yararlanarak oluşturduğumuz doğal ve sertifikalı ürünlerimizle bağışıklığınızı dengeliyor, vücudunuzdaki artıkları uzaklaştırıyor ve bağırsaklarınızı yeniden onarımını sağlayarak otoimmun rahatsızlıkların çözümünde danışanlarımıza destek oluyoruz.
Sunduğumuz ürünlerin kullanımı ile ilgili WhatsApp ürün danışma hattımızdan ücretsiz destek sağlıyor ve kullanıcılarımızın iyileşme sürecini takip ediyoruz.
Siz de doğal ürünlerimizle bu etkileri deneyimleyen danışanlarımızdan olmak için bizimle iletişime geçin!
Aşağıdaki linklerden ürünlerimizi inceleyebilir, detaylı bilgi için bize WhatsApp’tan yazabilirsiniz!

0 Yorumlar